Çağlar boyu kuzey-güney ve doğu-batı karayoluyla gelen tüm ticaret yolları Haliç’te düğümlenmekteydi. Bu da Haliç’in şehire bir iç liman olarak hizmet görmesini sağlamıştır. Bizans döneminde Haliç’in güney kıyısı Galata dışında pek kullanılmamıştır.

Ancak IX. yüzyıldan itibaren Haliç’in yukarı bölümlerinde savaş malzemelerinin saklandığı bir ambar ve gemi donatım tesisi inşaa edilmiştir.

Osmanlı Devrinde ise Haliç, kısa bir süre içerisinde imparatorluğun büyük bir ticaret limanı olmuştur.

Fatih’ten itibaren Kasımpaşa deresi ağzındaki alana tersane tesislerinin kurulmasına bağlanmıştır. Bu amaca hizmet veren yapılardan biri de Lengerhane’dir. Lenger, kelime anlamıyla gemiyi yerinde tutmak için denize atılan zincir ve ucundaki çıpaya denilmektedir. Tesis bu amaçla III. Ahmet döneminde kurulmuştur. Ancak binanın temelleri 12. yüzyıl bir bir Bizans yapısına kadar uzanmaktadır.

III. Selim döneminde onarım gördüğü bilinen yapı, 1951 yılına kadar da Maliye Bakanlığı’nca kullanılmıştır.

Bu tarihten sonra Tekel-Cibali tütün fabrikası tarafından ispirto deposu olarak kullanılmıştır. 1984 yılında geçirdiği yangın sonucu, üst örtü sistemi büyük zararlar görmüştür.

Bu tarihten sonra kullanılmaz durumda olan yapı, 1991 yılında Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı tarafından satın alınmış, 2.5 yıl süren restorasyon çalışmaları sonucunda 13 Aralık 1994 tarihinde ziyarete açılmıştır.

| yapı | başkan'ın mesajı | tarihçe | yönetim | RMK vakıf çalışmaları |


| kurumsal | koleksiyon | müze etkinlikleri | erişim | koç-arama |